SÜRÜ YÖNETİMİ

Sürü yönetimi bildiğimiz konuların sırayla ve belli bir disiplinle yapılmasından ibarettir. Amaç kazançlı ve sağlıklı, ortalama ömrü uzun bir sürü yaratmaktır.

Bugünün buzağıları yarının inekleri olacağına göre, konuya buzağılamadan başlayalım;
Buzağımızı doğuracak olan ineğimiz kurudadır. Kurudaki inek iyi havalandırılmış, rahat bir bölümde ve sağmal ineklerden ayrı olarak bakılmalıdır. Mineral ihtiyaçları dengeli bir yemle beslenen, rahatça suya ulaşabilen, bol altlıklı bir yerde bulundurulan kurudaki inek doğuma hazırlanır. Bu arada parazit mücadelesi, gerekiyorsa tırnak bakımı ve aşıları yapılır. Doğum zamanı geldiğinde doğum padoğuna taşınır. Doğum padoğu en az 3,5 m x 3,5 m ölçülerinde, ineğin rahat edebileceği, bol altlıklı bir yer olmalıdır. Padok genişliği ne kadar büyük olursa, inek o kadar rahat ve kendiliğinden doğurur. Doğum boksunda yemleme ve sulama yerleri uygun olmalı, tedavi gerektiğinde zaptedilebilecek bir düzende bulunmalı, padoktaki inek sıklıkla gözlenmelidir.

Doğum padoğunun iyi ışıklandırılması çok önemlidir. Biriken gübre ve ıslak altlık sık sık değiştirilmeli, kuru ve temiz olmasına dikkat edilmelidir. Her doğumdan sonra dezenfekte edilmelidir. Her bir doğuracak inek için ayrı padok olmalı, bu padoklar başka zaman hasta hayvanlar için kullanılmamalıdır. Temiz, kuru, iyi havalandırılmış padokların daha az patogen bulunduracağı unutulmamalıdır. Doğumda müdahale için acele edilmemelidir. Düveler 2-4 saat sancı ve ıkınma, 1-2 saat’te yavrunun gelmesi için, inekler 1-3 saat sancı ve ıkınma, 1 saat civarında yavrunun gelmesi için vakit sarfedebilir. Güç doğum oranı Holstein ırkında % 7-9 arasındadır. Yani normal doğum olma ihtimali yüksek, güç doğum olma ihtimali düşüktür. Buzağı inek için çok büyükse, doğum kanalı açılmamış ya da yeterince kaygan değilse, buzağı anormal ise ya da anormal pozisyonda geliyorsa, veya inekte süt humması başlangıcı varsa doğum güç olabilir. Gereksiz müdahalelerden kaçınmakla birlikte, müdahale edilecekse eller temiz olmalı ve eldiven kullanılmalıdır. Doğan buzağı hemen soluk almaya başlamalıdır. Göbek kordonu iyotlu bir solüsyona batırılmalı, derhal kolostrum (Ağız sütü) içirilmelidir.

Buzağı annesinin yanından ayrılmalı, ilk 2 saat içinde en az 2 litre, ilk oniki saat içinde en az 6 litre ağız sütü içirildiğinden emin olunmalıdır. Ağız sütü buzağının PASİF BAĞIŞIKLIĞINI sağlar. Ancak etkinliği zamanla azalır. İnek mastitisli ise kolostrumu kullanılmaz. Ağız sütündeki koruyucu maddelerin emilebilirliği ilk 24 saat’ten sonra azalır ve 36 saat sonra ise önemli değeri kalmaz. Fazla kolostrum dondurularak daha sonraki doğumlarda gerekli olursa kullanılabilir. Buzağılar en az 3 m2 toplam alanı olan buzağı bokslarında beslenir. Temiz ve kuru olma koşulu burada da çok önemlidir. Su ve idrarı iyi direne edilmiş, aşırı koku bulunmayan, temiz hava girişi olan buzağı boksları sağlıklı buzağılar için şarttır. Buzağı boksu her buzağı çıkışında dezenfekte edilmeli, yeni doğan buzağı dezenfekte edilmiş boksa konulmalıdır. Buzağılar ilk gün ağız sütü aldıktan sonra dördüncü güne kadar ağız sütü ve buzağı maması arasında bir alıştırma dönemi yaşanır. İlk 28 veya 30 gün buzağı mamasıyla beslendikten sonra sütten kesilir. Buzağı, ağırlığına göre, 3-6 litre süte sadece yaşamını sürdürmek için ihtiyaç duyar. Bunun üzerindeki miktar büyümesi için gereklidir. Günde en az iki kez beslenir. Yaşam payı ve büyüme payı günde 12 litre süt gerektirmekle birlikte, buzağı başlangıç yemi verilmesiyle bu miktar azalır. Buzağılar günde 2 yada 3 kez beslenirler. Günde 3 kez yemleme buzağılar için yararlı olmaktadır. Ancak bu daha çok emek ve uygun yönetim gerektirecek bir uygulamadır. Buzağılara hasta inek sütü, mastitisli süt, görünüşü normal olmayan süt kesinlikle verilmez. Doğumu takiben ilk 4-5 gün içinde buzağı başlangıç yemi önlerine konulmalıdır. İşkembe gelişmesine yararlı olan bu uygulama, erken sütten kesme olanağını yaratır. Buzağı ilk günlerde bu yemleri yemese de giderek alışır. Buzağıları koksidiyoz’dan korumak için gerekli önlemler alınmalıdır. Buzağılara yumuşak, yaprakları bol yonca verilmelidir. İşkembe gelişimini ve doyma hissini temin eden kaba yemler daima buzağının erişimine uygun halde bulundurulmalıdır. Süt verilmesi su ihtiyacını azaltmaz. Her zaman temiz ve taze su erişimi olmalıdır. Buzağılar hasta olursa hastalıkla savaşabilmek için suya ve enerjiye gerek duyarlar. Hasta buzağının önünden sütü almak doğru değildir. Ağızdan elektrolit solüsyonlar verilecekse kesinlikle sütle karıştırılmadan, ayrı bir şeklide verilmelidir.

Buzağıların başlıca iki büyük sorunu olabilir. İshal ve öksürük. İshal daha çok ilk bir ay içinde oluşur. Anahtar nokta temizliktir. Gerekli aşı ve antiserumlar zamanında yapılmış ise problem olmaz. Öksürük pneumoni (zatürree) ile kombine olur. Çoğunlukla bir ayı geçkin buzağılarda görülür. İyi barınak koşulları çok önemlidir. Buzağılarda ishal dışkının miktarı ve sıklığıyla göze çarpar. Aşırı su kaybı öldürücü olabilir. Doğumda verilen yeterli kolostrum (ağız sütü), temizlik, iyi havalandırma ve kuru barınaklar başlıca önlemlerdir.

Zatürre veya solunum yolu enfeksiyonları solunum güçlüğü, öksürük ve yüksek ateşle kendini gösterir. Buzağının ileriki dönemlerinde düşük performans göstermesine sebep olur. Dişi buzağılar düve olduktan sonra bir işletmeye ancak ikinci laktasyonlarının başında karlı olmaya başlarlar. Sürekli üzerine yatırım yapılan düvelerin gebe bırakılması ne kadar gecikirse kazanca kavuşmak o kadar gecikir.

Uygun büyüme aşağıdaki gibidir. (Holstein Irkı için)

 

Ağırlık

Yükseklik

4 Aylıkken

125 kg

93 cm

8 Aylıkken

235 kg

111 cm

14 Aylıkken

375 kg

127 cm

18 Aylıkken

475 kg

132 cm

22 Aylıkken

575 kg

137 cm

Düvelerin genelde 14 aylıkken gebe bırakılması uygundur. Ancak; yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi 375 kg ağırlıkta ve 127 cm yükseklikte olmalıdırlar.

İyi büyümeyi sağlamak için dengeli rasyon, uygun sağlık programı gerekir. Büyümenin izlenmesi şarttır.
 

4-6 aylık arası danalar

3 - 4 kg

7-12 ay arası

5- 4 -7,2 kg

13 -18 aylık arası

7,7 – 9,5 kg

19-22 aylık olanlar

9,9 - 11,7 kg

kuru madde almalıdırlar. Vücut ağırlıklarına göre kuru madde alımları önceleri % 3iken, giderek % 2’ye düşer. Hem protein, kalsiyum ve fosfor ihtiyaçları da yavruyken daha çok olup giderek azalır. Yaşamlarının ilk aylarında iyi bakılan dişi danalar daha sütlü, daha sağlıklı ve daha uzun ömürlü düveler olurlar. Sürünün geleceği bunlardır.

DÖL VERİMİ:
Döl verimi olmadan tabii ki süt ve et verimi olmaz. Döl verimi bir döngüdür. Gebelik – Kuru dönem, buzağılama, laktasyon, kızgınlık, tekrar gebe kalma döngüsü devam edip, gitmelidir. Başarılı tohumlama programları buzağılamadan 60 gün önce başlar.

Bu program vücut kondüsyonu ve geçiş dönemi yemlemesini kapsar. Doğumlara yardım edilip edilmediği, süt humması, ketosis, sonun atılamaması olayları hep kayıtlara geçirilmelidir. Yeni doğum yapan ineklerin sorunları döl verimi etkiler. Bunların bazıları, örneğin süt humması, ketosis ve abomasumun yer değiştirmesi metabolik sorunlar, bazıları da (sonun atılamaması, güç doğum, rahim iltihabı ve yumurtalık kistleri ) döl yolu ile ilgili sorunlar olarak karşımıza çıkarlar. Zayıf vücut kondüsyonu da döl verimini olumsuz etkileyen bir sebeptir. Laktasyonun başındaki problemler verimi de düşürür. ABD’de yapılan çalışmalarda sağlıklı sürülerin ortalama 9.969kg iken, sorunlu sürüler 8.925 kg’ı aşamamışlardır. Sağlıklı sürülerde ortalama boş kalma süresi 99 gün iken, sorunlu sürülerde bu süre 125 güne kadar uzamıştır.

Kuru dönemdeki yönetim Döl Tutma oranı ile yakından ilgilidir. İyi kaba yem başlıca koşuldur. Erken kuru döneme alma, geç kuru döneme alma olumsuz etkiler yaratabilecek unsurlardır. Araştırmalar ovulasyonun enerji dengesiyle yakın ilişkili olduğunu doğrulamaktadır. İneklerin enerji dengesi sağlandıktan 10 gün sonra ovulasyon oluşur. Düşük enerji ya düşük kalitede yumurta’ya ya da hiç ovulasyon olmamasına sebep olur.

Yine araştırmalara göre Döl verimi ile KETOSİS arasında da bir ilişki söz konusudur.

Araştırmalar gösteriyor ki kurudaki inekler eksik besleniyor, kanda glikoz seviyeleri düşük, kan kalsiyum seviyesi, kan aminoasitleri düşük olmakta bu da döl verimine olumsuz etki etmektedir. Gebeliğin son otuz gününde yavrunun rahimde büyümesinin etkisiyle kuru madde alımı düşer. Kötü yemleme ve problemler burada başlar.

Kurudaki ineklere bir “geçiş dönemi yemlemesi” uygulanmalıdır. Son 30 güne girdikten sonra inek yavaş yavaş doğumdan sonraki yemine formülasyon olarak alıştırılmalıdır. Taneli yemler arttırılmalı, rumen papillalarının büyümesi stimüle edilmelidir. Taneli yemler rumende fazla ve farklı oranda uçucu yağ asitlerinin oluşmasını ve rumen papillalarının büyümesini sağlar. Bu olay papilla yüzeyinin artması, dolayısıyla daha çok uçucu yağ asidinin emilebilmesi imkanını yaratır. İnek bu geçiş döneminde %17-18 proteinli bir yem almalı, bu proteinin %35-38’i bypass protein olmalıdır. İneğin aşırı kilo artışı olup olmadığı gözlenmelidir. Aşırı kilo artışı doğumdan sonra ketosis veya yağlı karaciğer hastalığına sebep olabilir.

Doğum yapan inekler kilo kaybederler. Bu kayıp laktasyon başından itibaren 30 gün içinde mutlaka durmalıdır. Kuru dönemde ve laktasyonun başında inekler vücut kondüsyonları bakımından dikkatle izlenmelidirler. Ayrıca görünüşlerine dikkat edilmelidir. “ Sağlıklı ya da hasta bir görünümü var mı ?” diye bakılmalı, ilk 10 gün vücut sıcaklığı ölçülmeli, hasta görünüşlü, vücut sıcaklığı yüksek olanlara derhal müdahale edilmelidir. Sağlıksız görünen, kederli bakışlı inekler aynı zamanda yüksek ateşli çıkarlarsa antibiyotik, antipiretik (ateş düşürücü), dextroz uygulamaları, sağlıksız görünüşlü ancak, düşük ateşli çıkarlarsa, kalsiyum uygulamaları yapılabilir.

Vücut skorlaması sürü yönetiminin önemli bir parçasıdır. Düzenli aralıklarla ve hep aynı kişi tarafından skorlama yapılmalı, değişiklikler yakından izlenmelidir.

İdeal Vücut Kondisyon Skorları

Laktasyon Dönemi

İdeal Skor

Aralık

Kuru dönem

3.50

3.25-3.75

Buzağılama

3.50

3.25-3.75

Laktasyon başlangıcı

3.00

2.50-3.25

Laktasyonun ortası

3.25

2.75-3.25

Laktasyon sonu

3.50

3.00-3.50

Büyüyen düveler

3.00

2.75-3.25

Doğum yapan düveler

3.50

3.25-3.75

Vücut Kondisyon Skorları ve Açıklamaları için tıklayınız.

Laktasyonun ilk günlerinde süt verimi hızla artar ve pik seviyesine ulaşır. İyi yönetilen çiftliklerde ve iyi besleme koşullarında seviye 180 gün devam eder. Eğer pik seviyesine ulaşıldıktan kısa bir süre sonra süt düşüşü söz konusu olursa besleme hatalarının olduğunu söyleyebiliriz.

Kızgınlık kontrolü reprodüksiyonun birinci ögesidir. Gözle ya da yardımcı araçlarla yapılabilir. Çiftlik için en uygun “ kızgınlık kontrol” programı geliştirilmelidir. Kızgınlık kontrolünde inekleri gözlemekle belli kişiler sorumlu olmalıdır. Kızgınlıktaki ineklerle kızgınlığı yaklaşan inekler genellikle bir arada durmayı tercih ederler. Normal davranışları değişir. Ayak problemleri olan ineklerin atlamak canı istemediği gibi, üzerine atlanmasından da hoşlanmayacağı unutulmamalıdır. Gün içinde her biri en az 20 dakika olan dört izleme peryodu önerilir. Bu izleme periyodları 6 saatte bir olmalıdır. Gözlem esnasında dikkat dağıtıcı durumlar olmamalıdır. Yardımcı araçlar kullanılsa bile yine ek gözlem yapmak yararlı olur. Barınaklar ayakların iyi basmasına imkan verir biçimde olmalı, kalabalıktan kaçınılmalıdır. Kızgınlık konusunda kestirme yollar tercih edilmemelidir. Holstein inekler genellikle bir buçuk saatte bir atlayarak kızgınlıklarını belli ederler.

Az sayıda ve kısa tutulmuş gözlemler bunların kaçırılmasına sebep olur. İneklerin gebeliği kesinlikle tesbit edilene kadar kızgınlık gözlemlerine devam etmelidir. Buzağılama aralığının sadece 30 gün uzaması bile sürüde her yıl % 7 oranında daha az yavru elde edilmesine yol açar. Ayrıca bu durum her yıl daha çok sperma kullanılmasını gerektirir. Döl verimindeki etkinlik iyi besleme ve iyi kızgınlık kontrolü programlarıyla sağlanır. İyi bir kızgınlık kontrolü için sürüdeki tüm inekler işaretleme kalemiyle işaretlenir. Her gün kontrol edilir.

İşaretleri silinen, yayılan, ötekine bulaşan inekler başka bir renkteki kalemle tekrar işaretlenir.
Bu yeni işaretli olanlar tohumlanır. Tohumlanan inekler gün ve tarih olarak sağrılarına kalemle yazılmak suretiyle belirlenir. İneklerde kızgınlık atlama ve durma ile gözlenir. Diğer belirtilen ikincil belirtilerdir. Asıl belirtilerin atlama ve durma olduğunu hiçbir zaman unutulmamalıdır. Duran inek kızgındır. Atlayan inek ise kızgınlığa girmek üzeredir. Duran inek 4-12 saat içinde tohumlanırsa iyi sonuç alınır. Doğru zamanda doğru şekilde yapılan suni tohumlama işlemi döl veriminin en önemli bölümüdür.

Sürü yönetiminde dikkat edilmesi gereken konulardan biri de Stress’dir. Stress konforu, rahatı etkileyebilecek her şeydir. Stres süt verimini, büyümeyi, döl verimini, sağlığı olumsuz etkiler. Örneğin; stressli bir ortam sütün memeye inmesini olumsuz etkilediği gibi sağım işlemini yavaşlatır. Kızgınlık da stress’ten olumsuz etkilenir.

Güç doğum sayısı artar, buzağıların büyümesi gecikir, bağışıklık sistemi kötü yönde etkilenir, yem alımı düşer. Stress ile kortisoller salınır, immun sistem bozulur, Katekolaminler salgılanır, sütün inmesi zorlaşır. LH hormonu etkilenir, kızgınlık gecikir. Büyüme hormonu etkilenir, büyüme gecikir. Prolaktin hormonunun etkilenmesi sonucu süt sentezi azalır. Oksitosin’in etkilenmesi sonucu doğum güçlükleri ve süt indirme problemleri ortaya çıkar. Görüldüğü gibi stres birçok hormonal mekanizmayı etkiler. Sadece insanlar değil, hayvanlar da stresin kurbanı olabilir.

Strese sebep olabilen etmenler:
- İnsan muamelesi
- Kötü sağım
- Gürültü
- Çevresel koşullar
- Kötü havalandırılmış barınaklar
- Kötü ve yetersiz ışıklandırması
- Kötü zeminler
- Kötü dinlenme alanları

Yapılan hesaplara göre inekler günlerinin 51 dakikalarını sağım odasında, 135 dakikalarını duraklarda, 1254 dakikalarını serbest bölmelerde dinlenirken geçirirler. Başka bir deyişle; sağım günün %4’ünü, duraklardaki zaman günün %9’unu, dinlenme ise günün %87’sini oluşturur. Demek ki ineğin, dinlenme, geviş getirme yani süt üretme zamanı en çok rahat etmesi gereken zaman dilimidir.

Uygun sağım alışkanlıkları stresi önler.
1- Ön daldırma yapılır.
2- Strip-cup ile ilk süt damlacığı kontrol edilir.
3- Daldırma yapılan solüsyon bir havlu ile silinir.
4- Sağım başlıkları takılır ve hortumlar ayarlanır.
5- Sağım sonrası tekrar meme başı dezenfektanına daldırılarak (Teat-Dip) inekler salınır.

İnsanlar gibi çevre faktörleri de stress sebebidir. Uygun ortam kuru, temiz ve rahat olmalıdır. Nemli ortamlar ve sıcak her zaman strese sebep olacaktır. 22°C’nin üzerindeki sıcaklıklar ineklerde mutlaka strese neden olur.

Bu sıcaklığın üstünde kuru madde alımı düşer, süt verimi azalır. Kesinlikle doğal havalandırma yolları denenmeli, mekanik havalandırma sistemleriyle desteklenmeli, inekler sıcak ortamlardan kurtarılmalıdır. Rahat bir yatma yeri sağlamak için tercihen kum altlıklar kullanılmalı, yatak yerleri yeterince geniş ve uzun olmalıdır. Yürüme zeminleri ineklerin ayaklarını rahatsız etmeyecek şekilde düzenlenmelidir. Sırtını kamburlaştırarak yürüyen ineklerin rahat olmadıkları bilinmelidir. Düzgün yapılmayan pürüzlü betonlar stresi arttırır. İyi dizayn edilmiş yemlikler ise stresi azaltır. Taze ve temiz su inekler için yaşamsal öneme sahiptir. Çevre koşulları iyileştirilmiş çiftliklerde süt artıştı hemen kendini gösterir. Stresin azaltılması, kazancın arttırılması anlamına gelir. Stres büyük bir sürü yönetimi sorunudur. Ancak düzeltilebilir. Konforlu barınaklar süt verimini arttırdığı gibi, döl verimini de arttırır. Bunlara paralel olarak süt kalitesi, yem alımı ve karlılık da artacaktır.

Sürü yönetiminin en önemli parçası Mastitisle mücadeledir. Sürünün durumunu bilmek için öncelikle tank sütünden somatik hücre sayımı yaptırılmalıdır. Tank sütünden yapılan tahlilde somatik hücre sayısı düşük, ancak sürüde klinik vakalar çoksa problemin ortam kaynaklı, buna karşın, tank sütünde somatik hücre sayısı yüksek, fakat klinik vaka sayısı azsa problemin kontagiyöz olduğu kanaatine varılır. Ayrıca tank sütünden toplam bakteri sayımı yapılırsa çiftliğin temizliği hakkında genel bir bilgi edinilmiş olur. Tank sütünden kültür yaptırılırsa çiftliğin mikrop yükü konusunda da bilgi sahibi olunur. Ortam kaynaklı, mastitislerde genellikle, Streptococcus dysgalactiae, E.coli, Streptococcus uberis, Klebsiella, Pseudomonas gibi mikroorganizmalar rol oynarken, kontagiyöz mastitis etkenleri Staph.aureus, Staph.agalactiae, Mycoplasma bovis olarak karşımıza çıkarlar. Tank sütünde somatik hücre sayısının 200.000’in altında, toplam bakterinin 5.000 veya altında olması çok temiz ve uygun koşulları içeren bir işletme olduğunu gösterir. Klebsiella bakterileri çıkarsa altlıkla ilgili problemler, özellikle hızar talaşı kullanımından kaynaklanan problemler olabileceği göz önüne alınmalıdır.

Tank sütünden yapılan tahliller sonucu, özellikle kontagiyöz mastitis etkenleri çıkarsa, dolayısıyla somatik hücre sayısı yüksekse, o zaman mutlaka inceleme daha ileriye götürülerek gruplara ve hayvana kadar götürülmelidir. Staph.aureus kendi oluşturduğu nedbe dokusunun içine saklandığından antibiyotiklerin etkilenmesi hemen hemen imkansızdır. Böyle bir problem ya düve adayı iken dişi danaların aşılanması ve sürekli aşılamanın devam ettirilmesi ile giderilebilir, ya da Staph.aureus tesbit edilen hayvanlar derhal sürüden çıkarılır.

Tank sütünden kültür en az ayda bir yapılmalıdır. Mastitis etkeni olarak bilinen 140 ayrı mikroorganizma olmakla beraber, bunların işletme için en tehlikelisi Staph.aureus’tur.

Sürü yönetiminde sıklıkla yanıt aranacak sorular:

1. Vücut kondisyonunda önemli bir değişiklik var mı?
2. Buzağıların ağız sütünü tam olarak aldıklarından emin misiniz?
3. İneklerin önünde yem artıyor mu? Artıyorsa ne kadar artıyor? Artan kısmın yem değeri var mı?
4. Buzağılama aralığı nedir?
5. Tank sütünde toplam bakteri sayısı kaçtır?
6. Tank sütünde somatik hücre sayısı kaçtır?
7. Sürünün ortalama süt miktarı nedir?
8. Bir buzağı için kullanılan payet sayısı kaçtır?
9. Yıllık “sürüden mecburi çıkarma oranı” nedir?
10. Aylık klinik mastitis sayısı kaçtır?
11. Sürüde bulunan kurudaki ineklerin sayısı kaçtır?
Sağmal ineklerin sayısı kaçtır?
Buzağıların sayısı kaçtır?
Toplam hayvan sayısı kaçtır?